RSS

Saçmalamak Güzeldir.

06 Mar

Her gün binlerce uyarının bombardımanı altında kalmaktan bilgi işleme merkezlerimiz, gün günden saçmalamayı normal bir aklın yansıması olarak işliyor. Bir günde internet üzerinde gezen bilginin bu güne kadar üretilen bilgilerinin bilmem kaçta kaçına tekabül ettiğinden filan bahsetmiyorum. Ya da çalışmak için yaratılmamış insanların bürolarında sosyal ağlar üzerinden tatmin aramasının psikopatolojik sonuçlarını değerlendiriyor da değilim. Söylemeye çalıştığım şey çok daha yalın. Çok daha basit…

Biz bir aşk nesnesinin gözlerinde erimeyi çoktan unuttuk mesela. Sanal sosyalleşen insanlar arasında her gün yeni birimiz daha yerini aldıkça, yemeği, fatura ödemeyi, bankacılık işlemlerini, ayakkabı satın almayı internet üzerinden yaptıkça daha bir kendimizden uzaklaşıyoruz.

İnsanın sosyal bir hayvan olma dürtüsünü uzun zamandır farklı tatmin ediliyor. İnsan dört duvar arasında yalnızken korkudan üç buçuk atmasın diye diğer insanlarla gerek klavyesel gerek görsel olarak temas halinde bulunup her gün yalnızlıktan depresyona giriyor. İletişimin en temel öğelerinden biri olan dokunmayı ve dokunarak algılamayı parmak uçlarımıza bıraktık.

Parmak uçlarımız klavyelerin tuşlarına, ekranların üzerinde, farenin tuşuna dokuyor. Plastik ve cam kalitesi konusunda neredeyse en az üreticileri kadar fikir sahibiyiz. Hangi tip mamulün parmak uçlarımıza iyi geldiğini biliyoruz.

Sonrasını zaten hepiniz ezbere biliyorsunuz. İçinden çıkılamayan yanlış anlaşılmalar, iki boyut ile üç boyut arasına sıkışıp kalmış bir iletişim çabası, kendini tekrar eden sohbetler, karşılıklı sohbetlerde konuşulan cümlenin sonuna gülen surat yani iki nokta kapa parantez koyma isteği.

Sit-comlardaki gibi birinin ne zaman güleceğimizi bize söylemesi gerekiyor, ne zaman iltifat edeceğimizi, ne zaman çiçek alacağımızı hatta ortalama bir ilişki de ne zaman ne yapmamız gerektiğinin rasyonel ortalamalarına göre nasıl davranmamız gerektiğini…

İçinden geldiği gibi yaşayanları, yaratanları mumla arayıp bulup sonra onlardan nefret ediyoruz. Koyun olmadan içlerinden geldiği gibi yaşayanları yakmak istiyoruz cadı oldukları için. İçlerinden geldiği gibi davrananların hani o öğretileri reddedenlerin varlıklarının tehdidi altında sanıyoruz kendimizi üşengeçlikten.

Şimdilerde iyiden iyiye anlamamız gereken ekonomik krizler, dünya düzenini tehdit eden savaş çığırtkanları ya da iş güvencesi değil. Çok daha az bilgiyle, çok daha fazlasını üreten insanlık, bu kadar çok bilgi ile yerinde saymaya ve hatta yalnız başına evde oturmaya devam ediyorsa, bugüne kadar ulaşılan bütün sonuçları gözden geçirmenin zamanı gelmiş de geçmiş demektir.

Bir yerde hata yaptık ve kabul etmeye paçamız yemediği sürece, çığ gibi sürüklenmeye devam edeceğiz, nereye gittiğimizi bilmeden. Nereye gittiğine ve nasıl gittiğine aldırmadan gidenin yoluna ilerleme ya da gerileme denmez. İlla bir şey söylenecekse “saçmalamak” denir!

“Saçmalamak güzeldir!” cümlesi ile karşınıza çıkıp sizi kandıranların da küfür ederek oy verdiklerinizden, para vererek satın aldıklarınızdan, yola çıkarken yarıda bırakacaklarını bildiklerinizden, inançlardan ve inatçılardan farkı yoktur. Arkanıza dönüp uzaklaşmanız daha iyi bir dünya için çok önemli olabilir…

Reklamlar
 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: