RSS

Hafta sona Ermeden…

10 Mar

Hayat dünyanın en komik olan şekillerine aynı anda girebiliyor. Biraz önce basitçe istediğim bir programın hatta uzun zamandır istediğim bir programın istediğim şekilde sonuçlanmayacağını öğrendim. Aslına bakarsan program gerçekleşse bile istediğim olmayacaktı çünkü eninde sonunda olacak olan belliydi. Ben hayal kırıklığı ve elimde hiçbir şey olmadan geri dönecektim. Aşkın doğası kaybetmenin üstüne kuruludur ne de olsa. Hayat aşkın bir yanılsaması ne de olsa.

Yok, öyle üzülecek süzülecek değilim. Yapacak bir şey yoksa yapacak bir şey yoktur. Beklemek ve istemekten başka seçeneğim yoktu hayatta. Her zaman başıma gelen bundan farklı olmayacaktı. Yine farklı değildi.

Her zaman bir umut vardı. Her zaman bir umudun içinde yok olmak vardı. O yüzden hiçbir şey yolunda gitmese bile hayat sana sadece beklentini karşılamak için bile olsa şans sunardı. Telefonum çaldı. Çocukluğumdaki umutsuzluk beni kurtarmaya gelmişti.

Size çok benzeyen her şeyi yüz metre öteden neden tanırsınız bilir misiniz? Hepimiz aynı umutsuzluğun içinde debelenip dururuz da ondan. Aynı umutsuzluktur bizleri birbirimize düşman da eden âşık da. Yapacak bir şey yok çünkü umutsuzluğu paylaşmaktan başka bu dünyada.

Korkularının yüzünden okunduğu bir adama ya da kadına dönerseniz yüzünüzü onu kullanmayın. İntiharına giden yolun taşlarını ayaklarınızla çekip almayın altından. İntihar bile edemeyecek kadar umutsuzluğa sürüklemeyin kimseyi. İnanın kimse o kadar kötü değil ve siz basitçe bir oyun oynamıyorsunuz birinin hayatına dair. Düpedüz bir kumardı bu.

Kendi eliyle telefonu açıp size verir. Sizin yerinize sahip olduğunuz her şeyi korumaya kalkar. Sizin için her şeyden vazgeçer yine de tek söz söylemez size. Siz dalgacı bir halde onun bu halinin farkındasınızdır ya da değilsinizdir. Bilmediğiniz bir halin bilinmeyen bir gözyaşında nefes alıp verdiğinizi bilebilmeniz mümkün değildir.

Siz kendi hayatınızı onun ne düşündüğünün farkında olmadan sukut ve huzur içinde geçirirken bu halin bozulmasıyla ilgili ne söyleseniz üstüne alınır. Ne yaparsanız aksini yaptığınızı düşünür. İşiniz onu görmezden gelecek kadar kolay değildir ancak işiniz onu anlamak da değildir.

Kendi haline bırakırsanız en küçük rüzgârla başa çıkamaz sandığınız o biçare aslında dünyanın en güçlü adamıdır mesela. Yoksa nasıl bu yaşına kadar geldi sanırsınız bu aptallıkla… Sadece şansla mı?

Belki de şansla gelmiştir dünyaya. Belki gerçekten korkusuzca korkuları ile yüzleşerek. Belki sadece durarak ve bekleyerek. Yine de hangisinden geçerek gelirse gelsin karşınıza önemi yoktur hiç birinin. Sizin yanınızda kendi hayatının bile önemi yoktur. Yaşamak istediklerinin, yaşayamadıklarının, dokunmak istediklerinin ya da dokunamadıklarının… O dünyanın en uzak yerinin kendi sırtı olduğunu bilir. İki ayrı kültürün aynı nefes ile farklı sazlara ses verebileceğini bilir. Arzu halini sadece kuru fasulye ve pilav ile geçiştirmeyi de bilir.

Herkesin ona acıması, herkesin onu yalnız bırakmaktan korkması gerektiğini de yalnız olduğunu da bilir. Korkmayın siz onun korkularından. Varlığınızın bedeli onun hayatta kalmasının teminatı gibidir onun için. Yorulmadan ve hiçbir dakikayı düşünerek geçirmeden kendi çıplak elleriyle kendi hayatını düzenler.

Çok yorulur, çok acı çeker. Benzemez gerçi acıları yaşamla sınanmaktan, ölümle tehdit edilmekten geçenlerin yollarına. Benzemez hayatta kalmak için her cambazlığı hırsızlığı ya da yanlışı göze alanların acılarına.

Hiçbir zaman hayata bedellenen bir aşk bir diğerinin üstüne bulaşamayacak kadar göz önünde olmaz. O gözler ki aşkın içinden çıkıp kaşı tarafın yüreğinin en derin yerine oturmadıkça yani yalnızlık ve ölümsüzlük bir devamsızlıkla ve kısa bir solukla sınanmadıkça anlatmaya değer bir hikâyeye dönüşmez.

Biri size âşık olduğu zaman korkmayın. Biri sizi sevdiğini söyleyemediğinde korkmayın. Biri ne yaparsanız yapın gidemiyorsa korkmayın. Biri ayrı duramıyorsa korkmayın. Biri çok konuşup sizinle hiçbir şey söyleyemiyorsa korkmayın. Kendine itiraf edemiyorsa korkmayın.

Üzülmeyin çocukça hallerine. Üzülmeyin gün görmemişliğine mürekkep yalamamışlığına. Üzülmeyin sizin hakkınızdaki yargılarına. Ne olursa olsun affedecektir bir süre. Yüreğini yerinden çekip alsanız sormayacaktır neden diye. Korkmayın, acımayın ve anlamaya ve kullanmaya çalışmayın yeter. Becerebiliyorsanız şayet sadece sevin. Sahip çıkın gözünde yeniden uyanmaya çalışan ışığa.

O ışık sizden hiçbir zaman bir şey isteme cesareti bulamayacaktır. Hiçbir zaman korkuları ile ışık arasında seçim yapmayacaktır. Öyle duracaktır her zaman durduğu yerde kendi halince…

 

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: