RSS

Anlatıcı – Dinleyici

12 Mar

Uzun bir sessizliğin ardından nihayet birer ikişer kelimeler dökülmeye başladı ağzından. Sözcükleri söze dönmesin diye pek bir uğraşı içine girmişti. Kendince önemsediği hali anlatmaya kendi şeklinin yetmediği anlarda genellikle susmayı tercih ederdi. Yine de bu sefer şanslıydı karşısında oturan. Uzun bir bekleyişten sonra kendi haline sıkılmaktan daha fazla karşı tarafın haline sıkıldığından ağzından kelimeler dökülmeye başladı.

Sabırla bekleyen sabırla dinledi. Her tacizi ve her eleştiriye kulaklarını tıkadı. İstedi ki dinleyen anlatanın kurulumunu ve görüşünü doğru şekilde anlayabilsin. Yine yetmemişti sessizliği ve sabrı. Bu dinleyenin işi ezelden beri hep zor olmuştu.

İlk zamanlarda kimselerin konuşmasına izin vermezdi dinleyen. İlk zamanlarda büyük büyük sözler etmenin büyük iş görmek olduğunu düşünürdü. Sonra zaman için yaşadıkları ile birlikte biraz törpülendi bu söz söyleme işi. Büyük sözler söylemek yerine sözler söylemeye başladı. Bir süre sözlerle birlikte yaşamayı öğrendi, büyüklerden yırtmıştı işte.

Sonra zaman kendince bir hızda ilerledi dinleyen için. Hayatı boyunca yazın ardından kış gelirdi arada baharı atlayarak. Bulunduğu coğrafya arada kalanlara pek sıcak bakmazdı.   Şimdilerde büyük söz söylemek yerine sözler söylemekle yetinmek ona baharı bilmek gibi geldi. Mutlu oldu hiç deneyimlemediği bir şeyi öğrenecek bir yol bulduğu için.

Uzun zaman ötesini berisini aramadan yetindi bu mutlulukla. İşleri tıkırındaydı. Hayat istediğini vermek için göz kırpıyor gibi geliyordu ona. İçinde büyük bir ümit, şakaklarına henüz düşmemiş akların heyecanı ve isteği ile kavruluyordu. Önemli işlere soyunacak biri sayıyordu kendini. Dünyayı değiştirecekti belki de…

Bir çok dostu arkadaşı tanışı olmasına rağmen anlatıcı kadar entelektüel ve sıkı çalışan bir çevreden gelmiyordu. Kendi yalnızlığı ile karanlıkta yolunu bulmaya çalışıyordu bir süredir. Yine de denemekten ve çabalamaktan asla vazgeçmiyordu. Her gördüğü rüyayı gerçek sayarak devam ediyordu yoluna. Herkesin ve her biçimin önemini ve hakkını vermeye çalışıyordu aklınca.

İtalya’dan yardım yetişti bir süre sonra imdadına. Hikâyeleri kurma biçimini, sözleri küçültmeyi ve azaltmayı oradan öğrenmeye başlamıştı. Bir dinleyicinin anlattığı bir başka hikâyeden kendine sözler barındırmayan anlamlar çıkarmak derdine düşmemişti. Biçimdi dinleyicinin konuştukları kendince. Her ne kadar biçim konuşmalarının içinde içeriğe zaman zaman kafası takılsa da görmezden gelmeye çalışıyordu içeriği.

İçeriğin büyük sayıldığı post modern ve anlamı yazan dışında kimseyi bağlamayan ne kadar çöp varsa uzak durmaya çalışıyordu. Kişinin kendine dönmesi basit bir unutkanlıkla ya da ufak bir dikkatsizlikle olabilirdi. Çok çalışıyordu bu hallerden birine deşmemek için. Zamanı ıskalamak demekti bu etrafındaki herkes için. Aynı mekânda aynı zamana bağlı olmadan iletişim kurmaya çalışmak demekti. Nasıl bir yol bulup nasıl bir şekle döneceğini bilmediği yazma işinde şekillenme süreci son hızla devam ediyordu.

Korkularıyla yüzleşmeden devam edemeyeceğini anladı. Post modern akımın içeriği yücelten ve şekli görmezden gelen büyüsüne kaptırdı kendini. Sözler yavaş yavaş geri dönüyordu anlattığı hikâyelere. Paralel zamanlardan dik zamanlara göndermeler yaparken buluyordu kendini her seferinde. Bir yerde içerik ve biçim arasında öylece sıkışıp kalmıştı. Nefes alamıyordu.

Aradığı doğru olan şekil ya da önemli olan içerik değildi. Aradığı kendini huzura yazıyı da forma sokacak biçim ve içerik dengesiydi. Bir türlü tam olmadığını biliyordu yaptığı işin. Bir türlü nerenin eksik kaldığını bulamıyordu. Kendine bakarken adeta kör oluyordu. Neyi neden yaptığının hesapları içinde kendini boğuyordu.

Hayat ile yazıcı olmak arasında kalanların bu yollardan geçtiğini söyledi anlatıcı. Yazıcı olmayı bir tarafa bırakıp, neden sonuç ilişkilerini sadece sözcüklerle kurması gerekip gerekmediğine dair kuşku düşürdü dinleyicinin içine. Bu kuşku ilk defa dinleyicinin aklına biçim ve içerik ile ilgili belli belirsiz bir şekil düşürmüştü.

Uzun zamandır haybeye yaptıkları konuşmaların hangisinin biçime hangisinin içeriğe yönelik olduğu kristal berraklığında gözüktü dinleyicinin gözüne. Yine de kendince haklı gerekçeleri olacak yine kendince bu duruma karşı çıkacaktı anlatıcının söylediğine göre. Yazıcı olmaktan bir an olsun dinleyici olmaya geçen bir adamdan fazlası değildi en nihayetinde anlatıcıya göre.

Dinleyici uzun zamandır aradığı denklemin çözümünün ne olduğunu bulduğu için keyifliydi. Dinleyici ile ortak bir dili paylaşmadıklarından yani aynı anadil ailesinden gelen dilleri bile konuşmadıklarından anlaştıkları bir üçüncü dildeki çeviri ve mana hataları yüzünden savrulmuştu bunca zamandır boşlukta. Boşu boşuna geçen onca zamana ve konuşmaya takıldı aklı bir süre.

Aklının ve hafızasının yettiği kadar nerelerde hangi komik durumlara düştüğünü buldu. Nerelerde şakaları ciddiye aldığını fark etti. Sonra kendi ciddiyet için yalvarmaya başladığında aslında manadan değil biçimden konuştuklarını anladı. Sanki her şey yavaş ve uzun bir trenin ufukta kaybolmaya kadar giden hareketlerini takip ediyordu. Katarlara ayrılmıştı konuşmaklar, fikirler, espriler, gülümsemeler ve ağlaşmalar. Hepsi şimdi yerli yerine oturmuştu dinleyen için.

Uzun zamandır uyumadığı kadar iyi bir uyku demekti bu dinleyici için. Huzur içinde geçecek bir mesai süresi demekti. Hem dinleyici anlamanın dışında ikinci defa imdadına koşan ve menşei İtalya olan yardımla şimdi her şeyi daha da berrak görecekti.

Söz söylemekle, öykü yazmak arasındaki farkı anlamıştı. Zaten başından beri anlamaya çalıştığı bu ikisi arasındaki biçimsel farktı. Başından beri yaptığı hata manayı, biçimi, öyküyü, destanı, makaleleri yani biçimleri ve özleri birbirine karıştırmaktı.

Çok okumak lazım diye iç geçirdi dinleyici. Bütün bu iyi şeyler olurken dinleyici için hayat biraz farklı akıyordu konuşan için.

Konuşmasının eninde sonunda yanlış anlaşılacağını düşünüyordu konuşan. Karşı tarafta uzun zamandır konuşmalarını anlayabilecek kapasiteye sahip kimse yoktu. Yabancı bir ülkeye kaçıp gelmişlerdi. Hayatları yeteri kadar zor geçmişti. Burada olan bitenlerin saçmalığı ile boğuşacak enerjisi yoktu.

Sorular sormayı çok seven bir adam vardı. Önceleri soru sormak yerine biliyorum derdi bu adam. Bolca her cümleyi biliyorum ile keser anlamsızlaştırır ya da önemsemez görünürdü. Bu konuda bir iki defa uyarmıştı onu. Birkaç yüz defa uyarıldıktan sonra adam biliyorum demeyi bırakmış bu sefer daha da kötü bir huy edinmişti. Sorular soruyordu. Biçimle ilgili yaptıkları konuşmalarının ortasında mana ile ilgili konulara girmek için sorular sorardı. Tuhaf haldi doğrusu. Bu kadar enerjisi olan bu kadar donanımlı hale gelebilmeyi öyle ya da böyle başarmış bir adam bu kadar basit hataları nasıl yapardı? Bu hataları yapan adamın yanlış anlama ihtimalini bile bile konuşacak bir şey bulmak istemiyordu anlatıcı.

Şarap şişeleri bir doldu bir boşaldı. Oturdukları oda duman altı oldu. Her ikisi içinde farklı açılardan zor bir konuşma olacaktı. Yine de denemekten bir şey kaybetmezlerdi ya da en fazla yolları ayrılır bir daha birbirini görmezlerdi.

Anlatıcı konuşmasını bitirip uyumak için izin istediğinde yorgunluktan bitap haldeydi. Anlattıklarını anlamış mıydı karşısındaki ve anlattıklarına gerek var mıydı emin değildi. Hafızası ile övünen dinleyici ise bir taşla üç kuş vurmuştu. Biçim ile içerik arasında sıkışıp kalan kendi ruhunu nefes alacak bir düzlüğe çıkarmayı başarmıştı sonunda.  Yazıda kendi durduğu yeri, kendi yapmak istediklerini ve kendi gerçeklerini hatırlamıştı. Belki de en önemlisi anlamasa bile zevk aldığı konuşmaların anladığı ve terine oturttuğu haliyle daha keyifli gelmesiydi.

 

Ne olursa olsun ne anlatan konuşacakları bittiğinde kendi yerindeydi ne de dinleyen eskisi gibi bir yürek heyecanı ve dikkat silsilesi içinde yaşamak zorundaydı. İkisi de paylarına düşeni kendilerine almışlar ve hiçbir zaman bunu tekrar konuşmamak adına kendilerine söz vermişlerdi.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: