RSS

Günlük arşivler: Mart 20, 2012

Umurumuzda Değil…

Kahrolası bir aşktı bizimkisi. Başı kıçı hiç önemli değildi.  Birbirimizi gördüğümüz o anda sevişmeye başlamıştık. Gözlerimiz sanki çılgın bir matador gibiydi. İkimiz de birbirimizi kızgın boğaya çevirmiştik. Kırmızı gördüğünde değil o gözleri gördüğünde, hareketi anladığında baştan çıkan kızgın ve şehvet dolu bir boğa gibiydik.

Tenlerin tenlere değmesine gerek kalmamıştı. O an dünyanın çatısındaki ateşi birlik olup çalmıştık. Bir yatakta yatan iki beden olsaydık yataktan çıkan terle dünyada yeni bir okyanus oluşur, harcadığımız enerji ile bütün dünyada düzen binlerce defa yıkılıp binlerce defa kurulurdu.  Ateşimizi yakabilecek de söndürebilecek de başka hiç kimse yoktu. Yalnızdık bu dünyada, yalnız ve biçare.

Korkulardan kaçmaktan geliyorduk. Sevişmeyi sevgi ya da aşk, şehveti sevgi gösterisi sayıyorduk. Dişlerim dudaklarına değse hızlıca kanatırdı o kirazdan daha tatlı görünen dudakları. Benim dudaklarımsa onun ağzında çoktan morarmıştı.

Bizim için her şey ve her şey manadan ayrılıp başka bir manaya koşuyordu. Aklıselim kalmak için içimizdeki arzunun kamçılanarak ehlileştirilmesi gerekiyordu. Hiçbir kamçı içimizdeki arzuyu ehil hale koymaya yetmiyordu. Gözümüz birbirimiz dışında hiçbir şeyi görmüyordu. Belki de bütün dünyayı kötü hale koyan bizim dünyayı görmezden gelmemizdi.

Bahardan geçtik. Kış da konakladık. Ateşimizle bütün evsizleri, bütün yoksulları ısıttık. Açlara o ateş ile yemekler pişirdik. Karınlarını doyurduk. İnsanların tuz açlığını tenimizden rafine ettiğimiz tuzla giderdik. O kadar büyük bir yanılgı içinde o kadar büyük işleri devirdik ki bir an için imkansız, olanaksız, sonsuzluk ya da ona benzer hiçbir duygu ve algıya, akla ve mantığa yer kalmadı aramızda.

Basitçe bir aşkın basitçe girdileriyken büyük işler yapan çıktılara döndük. Ateşi zapt edemediğimizden bizden taşıp etrafımıza yayılmaya başladı. Korkunç bir haldi. Herkes korkuyla olan biteni izliyordu. İki kişilik bir diktatörlüğün arifesindeydik ve hayat artık herkes için adil olabilecek bir yerde duruyordu. Bu kadar büyük bir iyilik hali ancak dünyanın son kullanma tarihi geçtiğinde mümkün olabilirdi. Farkında olmadan dünyayı iyileştirerek bozuyorduk.

Sevişmeyi tamamlayıp bir sigara yaktığımda bizi ve bizim hallerimizi düşünüyordum. Gerçekten bir sevişme bütün bu hayalleri kurduracak kadar iyi olabilir miydi? Bilemedim ama devam ettim sırt üstü dinlenirken, yanımdakinin saçlarıyla oynamaya. Devam ettim saçlarını yavaşça parmaklarımla çekiştirmeye.

Parmak uçlarım saçlarının arasında bacaklarım bacaklarının arasındaydı. Sımsıcak bir gecenin serin bir sabahında birbirimize sarılmış halde uyumaya doğru yola çıkacaktık ve hiçbir şey umurumuzda değildi.

Reklamlar
 
 
 
%d blogcu bunu beğendi: