RSS

Eğitim Sistemi…

29 Mar

Bildiğiniz ya da bilmediğiniz üzere üçüncü dünya ülkelerini tanımlamanın en kolay yolu sosyal politikaların siyaset malzemesi yapılıp yapılmamasıdır. Kısacası devletin, vatandaşlarına sunması farz olan hizmetleri hiçbir zaman günlük siyasetin konusu olmaz. Eğitim sistemi, adalet sistemi, sağlık sistemi devletin mutlak görmesi gereken işler olup ister sağın en sağında ister solun en solunda olsun, oy çokluğuyla iktidarı ele geçirenler bu sistemleri her seferinde değiştirmeye kalkmazlar.

Bu sistemler tabii ki revize edilir. Bu sistemlerin içerikleri tabii ki çağın gereklerine göre sosyal bir mutabakat ile güncellenir ancak siyasetçilerin demeçlerinde bu işleri nasıl yapacaklarını görmezsiniz. Bu konular siyasilerin malzemeleri değildir.

Üçüncü dünya ülkelerine gelince, her iktidar olanın ilk yaptığı şey bu sistemlerin köküne dinamit koymaktır. Aynı eğitim sistemi ya da aynı sağlık sistemi veya aynı hukuk sistemi ile on yıldan uzun süre yaşamaya başlayınca hem halkın hem de iktidarın belli başlı yerleri kaşınmaya başlar. Kalıcı olan hiçbir şey olamayacağını düşündüklerinden /sandıklarından ve aynı zamanda iktidarın gayri resmi yollarla el değiştirebilme ihtimalinin yüksekliğinden hemen kendi akıllarına uygun bireyler yaratarak uzun süre kalıcı olma derdine düşerler.

Kalıcı olmak için de düşünen ya da kendini geliştirmeye adamış bireyler yerine her söylediklerine yapan oy torbaları yetiştirmeyi tercih ederler.

Eğitim sistemimiz de cumhuriyetimiz gibi bir yamalı bohçadır. İlk başta eğitimcilerin milletvekilleri kadar maaş aldığı, sanatta ve bilimde ilerlemeyi temeli alan, araştırmayı öğreten eğitim sistemimiz zaman içinde gerek eğiticilerinin rehavetinden, gerek iktidar sahiplerinin oy depolarına ulaşma isteğinden eğitim dışında her kelime ile nitelenebilecek bir hale dönüşmüştür.

Hatırlayanlar olacaktır. Onluk sistemli eğitimi, beşlik sistemli eğitimi, cumartesi yarım gün okula gitmeyi, kredili sistemi ve okula gitmemeyi, seçmeli din dersini, zorunlu din dersini, tek üniversite sınavını çift üniversite sınavını, şimdiki saçma üniversite giriş sınavını, eski zamanlarda üniversitelerin kendi yaptıkları sınavları, siyah önlüğü, mavi önlüğü, 5 yıllık zorunlu olmayan zorunlu eğitimi, 8 yıllık zorunlu olmayan zorunlu eğitimi… Örnekler o kadar çok ki, neredeyse hükümet sayısı kadar eğitim sistemimizde oynadılar.

Şimdilerde hayatı futbol gibi gören siyasetçiler 4 4 4 sistemini konuşuyorlar. Bana sistemin ismi bile futbolu çağrıştırıyor. 3 5 2 ya da 4 4 2 gibi geliyor eğitim sistemi düzenlemesi için yasaya verdikleri isim. Ne diyeyim sanırım yuvarlak topun etrafında koşmaktan başka bir şey anlamadılar hiç çocuk olmaktan. Pardon, unuttum özür dilerim. Simit sattılar, su sattılar, ticaretle tanıştılar yani parayı öğrendiler. Görünen o ki çocukken öğrendikleri para için her taklayı atmayı da öğrendiler ama eğitim sistemi revizyonunu tek başına yapacak yetkinlikte olmadıklarının henüz farkında değiller.

Görünen köy kılavuz istemez. Daha öncekiler nasıl dayatmacı oldularsa bunlar da öyle dayatmacı olacaklar. İzmir gibi eylemleri bahar şenliği havasında geçen şehirde bile kanunu desteklemeyen insanların sözlerini fikirlerini biber gazıyla, suyla, copla ağızlarına tıkabileceklerini düşündüler. Bu düşünce bile başlı başına eğitimden ne anladıklarını ve ne yapmayı çalıştıklarını göstermezse daha ne gösterir?

Sözün özü kısaca bellidir. Kendi sağlığınız için doktora gittiğinizde doktorun yetkin olmasını beklersiniz. Mümkünse yeni mezun olmasın hatta doçent olsun profesör olsun istersiniz. Yani en az bu işi yirmi yıldır yapan bir hekimden tedavi almak istersiniz çoğunlukla. Çocuklarımız da bu toplumun geleceğidir. Sağlıklı kalabilmeleri için doğru tedavilerin yapılması gerekir. Ne kadar yanlış tedavi uygularsanız bünyeleri o kadar çabuk güçsüz düşer ve dünyadan bihaber hale gelirler. Her neresinden bakarsanız bakın bu eğitim sistemindeki değişikliğe yalnız bir şeyi unutmayın! Çocuklarınızın geleceğini onlardan çalacak, başkalarına onları kolay av haline getirecek bir sistemi size dayatırlarsa bunun karşısında durun. Ne istediğinizi ve ne beklediğinizi söylemekten korkmayın. Fikirlerin sahipleri öldürülebilir evet ama fikirler telaffuz edildikten sonra düşünmeye doğru davranmaya ve uzlaşmaya mecburdurlar.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: