RSS

Her şey Yaşam İçin…

19 Eyl

İnsan doğduğu ve doyduğu ülkede ne kadar temkinlidir? Hangi olaylardan sonra  kontrolünü kaybeder? Hangi koşullar altında kontrolünü kaybetmek ister? Hangi aşamalardan sonra vazgeçer? Ne kadar sürer bir insanın umursamaz olmaya çalışması? İnsan ne zaman kaybettiğini kabul eder?1984 yılından bu yana ana dörtlükleri olmayan bir şarkının nakaratıyla kah sinirlendik kah üzüldük. Bazı anlarda öfke seline kapılık galeyana bile geldik. Zaman içerisinde kaç ana ağladı artık sadece istatistik olarak biliyoruz. 1984 bu yana ölenlerin, öldürülenlerin isimleriyle birlikte sadece birinci derece yakınlarının isimlerini alt alta yazsak  orta ölçekte bir romanın kelime sayısına ulaşırız. Orta ölçekli bir roman ne kadar sürede okunur? Sadece rakamlardan ibaret olan “prime time haberlerinin” detaylarıyla kaç kişi ilgilenir?

Hepimizin bildiği manevralar yapılıyor haber bültenlerinde. İki haneli rakamlar yerine tek haneli kayıplar insanların galeyana gelmesini engelliyor. 0-9 arası sayılar yirmi birinci yüzyılda anlamlı gelmiyor. Halbuki şu an okuduğunuz yazının temeli 0-1’dir aslında. Var ve Yok!

Ürettiklerimizden tükettiklerimize insanlık tarihi iki ana rakam üstüne kuruludur. 0 ve 1 ya da daha kolay anlamıyla “var” ve “yok”. Bizim için rakamların anlam ifade etmemesi ise sadece “var” olanın “sıfatlarının”, varlığın önüne geçmesi…

Ezelden beri “çok” kelimesini iki haneli rakamları, zenginliği belirtmek için kullanan dil, en sonunda “varlığı” görmezden gelip ne kadar olduğuyla ilgilenmeye başlayınca aç gözlülükle; mevzu bahis “ölüm bile olsa” her şey vırs gelip tırıs geçti.  Bu yüzden şehit sayının 10 yakınmasından uzak duranlar “bitkisel hayattaki şehitlerin fişini” birkaç gün sonra çekmeyi uygun gördüler. Amerikan filmlerinden bildiğiniz üzere halkın toplu halde galeyana gelmesindense bir kaç kişi kolaylıkla feda edilebilir.

Yıllardır yöntemsizliği, günü kurtarmayı ve acı edebiyatı yapmayı yöntem belirleyenler her gün sığındıkları ve önemsedikleri dini maskelerini çıkarmadan utanmadan ve sıkılmadan yalan söylediler. Zerre kadar önemli değil onların söyledikleri yalanlar. Mesele bu yalanlara bile bile isteye isteye inanmaya çalışanlar. Sen, Ben, O, Biz, Siz, Onlar…

“Sosyetede siyasette iş dünyasında gerçekten dürüst olmaya çalışmak Ayşecik rolünde porno film çevirmeye benzer.” diyordu “Şeytanın Fısıldadıkları adlı kitapta. Bilinenin ifşasından başka değildi söylediği. Yalnız söylemediği ve bizim içinde bulunduğumuz duruma uyanları söylemek lazım gelir şapkamızı önümüze koyarak: “Biz niye inandık?”

Ülkenin batısındaki adamın görmezden gelmekten başka seçeneği yok muydu? Ülkenin doğusundaki adamın korkuya direnmek gibi şansı yok muydu? Bir mahalle, bir sokak, bir apartman hatta sadece bir ev her gün aynı tavırla, kendinden emin ve inatla ” çözüm önerisini sorgulayamaz mıydı?” doğuda ya da batıda…

Geçmişine “28 yıllık terör mazisi” yaftası vurulup uzun süre görmezden gelinen  PKK ya da Kürt Meselesi için tarafların masada bu aralar paylaşamadığı nedir ya da ne değildir artık önemini yitirmiştir. İki seçenek var şu andan itibaren. Ya Kürt kardeşini yanına alıp sokaklarda kardeşlik türküleri söyleyeceksin Türk kardeşim -ki bunun tam tersi de aynısıdır kimin kimi yanına aldığının bir önemi yoktur- ya da şimdiden silah kullanmayı öğreneceksin. Biraz tarih bilenler ya da ” Google da” gerekli araştırmaları yapanlar özellikle 17. yy’dan sonraki yakın tarihe şöyle bir göz atsın. Eline “dost eli” almakla “silah” almak arasındaki ince çizgi nasıl yok olur ve insan ne zaman ve ne kadar kolay diğerine silah doğrultur göreceklerdir.

Benim komşumu öldürmek gibi bir derdim yok ama kardeş kardeşe düştüğünde bu ülkenin vatandaşları ikiye bölündüğünde kime evime açsam vatan haini olmam? Dün komşum olana bugün silah doğrultacak mi bu yürek her şeye rağmen? Filler tepişir doğru çünkü zıplamayı bilmezler ama her daim şimdi kim olduğunla ilgilenmediğimiz  insanlarla birlikte sokak aralarında çimen olacağız hepimiz. Bu ateş düşen yuvanın meselesi olmaktan çıkalı bir hayli oluyor. Elim sana uzandı, elini uzat kardeşim.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: