RSS

Vapurda…

28 Kas

Kesik baş cinayeti
İzmir’de önceki akşam bir vapurun tuvaletinde bulunan kesik baş, esrarını koruyor. Tanınmaz halde darbedilmiş olarak bulunan başa ait gövdenin aranması ve olayın sorumlularının yakalanması için soruşturma devam ediyor.
Polis, olayın bir mafya hesaplaşması olduğundan şüphe ediyor.

Akşamları ağırlaşan kafasını avuçlarının içine oturttu. Dirseklerini dizlerine dayayarak kirli, bez ayakkabılarını izlemeye başladı. Bazı eroinmanların doz alımı sonrası kesintisiz ve kıpırtısız 8 saat ayakkabılarına ve bağcıklarına bakabildiğini okuduğunu hatırladı. Zaman nedir diye sordu. Düşünemeyecek kadar yorgundu.

Vapurun iskeleden ayrılmasıyla tüm kent ağır ağır kafasının üzerinden geçmeye başladı. Denizin köpüren dalgaları, bulut, martı, akrep, yelkovan, saat kulesi üstünden geçiyordu. Konak meydanı, ölü bir bebek, bir araba, ağlayamayan bir adam üstünden geçiyordu. Geçmiş geçiyordu, gelecek geçiyordu. Şimdi, yüzüstü uzanmış ırzına geçiliyordu.

Avuçlarının arasındaki ezik et ve kemik yığını, eve varamadan çürüyüp sineklenmeye başladı. Endişelendi. Elleriyle kanlı kafasını kaldırdı. Ama geçit töreni durmadı. Hatay geçiyordu, beton geçiyordu, anten ve uydu geçiyordu, hastalık ve Karantina geçiyordu. Bir ayna bulmalıydı. Vapurun tuvaletine gitti, dandik kilidi kırarak içeri girdi. Vergi geçiyordu, kredi taksidi geçiyordu. Et ve kemik yığınının eziklerini, şişliklerini, yarıklarını kanlı parmaklarıyla incelemeye başladı. Parmakları yaralarını okşarken karnından gelen sıcak, yağlı, koyu haz buharının farkına vardı. Az sonra her şey çok geç olabilirdi. Ölüm böyle geliyordu.

Cebinden siyah poşeti çıkardı, et ve kemik yığınını biraz zorlayarak boynundan koparmayı başardı. Haz buharı kainata salındı. Ellerinin titremesine hakim olmaya çalıştı. Avuçlarının arasındaki kafasını torbanın içine koydu. Tuvalet kağıdıyla lavabonun üzerine ve yerlere damlayan kanları temizledi.

Önceki gün bir alışveriş merkezindeki mağazanın arkasında, jeneratörün yanına koyulmuş vitrin mankenlerinden yakışıklı olanının kafasını çalmıştı. Gülümseyen bir yüzdü. -Tam istediğim gibi- demişti. Sırt çantasından çıkararak boynuna yerleştirdi. Aynaya bakarak hazır ol vaziyetine geçti. Boynun üzerinde yerleştirdiği kafanın üzerine vurarak boynuna iyice çaktı. Yere eğilerek düşüp düşmediğini sınadı. Elinin yardımı olmadan sağa sola çeviremiyordu ama olsun, gereği de yok zaten.

Geniş siperlikli hasır şapkasını giydi, aynada kendisine çeki düzen verdi. Artık mutlu bir insandı. Tuvaletten çıkıp güverteye yürüdü. Güzel kızlara, iyi insanlara, mutlukente veda eden güneşe baktı, ılık rüzgarın vücudunun üzerinden akıp geçmesini izledi. Gülümseyen tasarımda kalıba dökülmüş bir ağza sahipti, mutlu olmaması için bir neden kalmamıştı.

( Hikaye ve Resim: Dionosfer Henry )

Reklamlar
 

Etiketler: , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: