RSS

Hiçbir zaman “Hayır”ı cevap olarak kabul etmeyen biri…

08 Oca

no2Bana hayır demek kolay değil. Hayırı cevap olarak kabul etmeyenlerdenim ben. Ne olursa olsun istediğini elde eden tiplerden. Beni alt etmek kolay değil. Keza benden kurtulmak da öyle!“pain in the ass” derler Amerikalılar benim gibilere. Koltuğun altına bulaşan sümük gibiyim. Varlığım rahatsız etmese de fikri rahatsız eder.

Hiçbir zaman “Hayır”ı cevap olarak kabul etmeyen biriyle karşılaştıysanız ya da bu konuda derin fikirleriniz varsa beni anlayabilirsiniz. Mesele çoğunlukla sizin ne verip vermeyeceğinizin pazarlığını yapmanız değil. Mesele çoğunlukla benim ne istediğim!

Bu kadar dürüst olabilir misiniz? Gerçekten çok ihtiyacım var egomun okşanmasına. Büyütülüp kendine güvenir hale getirilmesine çok ihtiyacım var. Böyle birine hayır diyebilirseniz diğer karaktere geçeceğim. Zira çok sıkıldım bu oyundan.

An itibariyle azınlık olabilirim. Benim gibi ne istediğini bilen ancak bunu elde etmek için her şeyin mubah olduğunu düşünen, inanılmaz derecede korktuğu halde hiçbir şey kendini korkutamazmış gibi davranan birine acımayıp kime acırsınız ki şu hayatta?

noAnlar mısınız çok emin değilim. Gerçekten hisseder misiniz ondan da emin değilim. Bu oyunu iyi mi oynuyorum yoksa kötü mü hiç bilemedim. Ne kadarını neden kaldırdığınızı hiç anlamadım. Benim gibi kafası çalışan biriyle iletişim kurmanın yollarını nasıl buldunuz hiç çözemedim. Sanırım dehamın içinde yatan aptallık bundan ibaret.

Kendin olma fırsatını kimsenin sana vermediği bir dünyada kendin olma fırsatını altın tepsinin içinde sunuyorum sana.  Hala düşünmekte misin?

“Hayır”ı cevap olarak kabul etmediğimi söylemiştim. Hatta “Hayır”dan anlamadığımı da. Benim için olasılıklardan sadece evet var şu hayatta. Kendine güvenecek kadar ileri gideceğine emin misin?

Korkma! Sönmez bu şafaklarda tüten Alsancak! Kafası dumanlı olmadan kükreyemeyen en son bacak!O benim gönlümün açmazıdır ancak! O benimdir o benim “Evet”imdir ancak! Beni anlıyorsun değil mi?

Keşke anlasan. Ne kadar eğlendiğimin hayatla nasıl dalga geçtiğimin, oynadığım oyunlara nasıl inandığımın hatta bir tık ötede neyin neden böyle olduğunun farkında olsan! Çok şey istiyorum biliyorum ancak hala oyun arkadaşı arıyorum ..

Yalnızlık Allah’a mahsus derken kast edilen dini bir saçmalık değil. Kendini anlayacak kadar zeki ancak anladığını anlatmayacak kadar nazik insanlar her zaman bulunmuyor. Sen türünün primat örneklerinden birisin. Bunu çok önemsiyorum. Ve tabii ki seni kaybetmek istemiyorum. Hoş zaten mesele benim isteğimle ilgili olduğundan ve pek tabii “Hayır”ı cevap kabul etmediğimden zaten böyle bir olasılık mümkün görünmüyor.

Bedenimden et koparan herkes ancak beni istediğim için bunu yapmış olabilir. Yine benim kadar zeki herkes ancak daha büyük bir çıkar için dürüst olabilir. Aklında gezinip duran sana duyulan muhtaçlık ve sana duyulan saygı tahmin ettiğin yerden kaynaklanmıyor olabilir.

no4Ne demişti sanrı ustası… “Ben neyi tam olarak neden yaptığını anlasam sanırım kendimi daha iyi hissedeceğim.” Halüsinasyon alıp satan ve bu yoldan hayatını geçindiren birinin tek istediği beni gerçekten anlamak olabilir mi? Ben pazarlanması ve her seferinde “Hayır”ı cevap kabul etmediği için kazanması zorunlu olan bir burjuva olabilir miyim?

Hatta burjuva olmaktan sıkılmış hayatın geri kalanına tepeden bakan aristokratlığa evirildiğinin farkında olmayan, bundan son derece keyif alan herkesin ve her şeyin sahibi olduğunu iddia eden biri olabilir miyim?

Bu rolü kessem hayatında kalacağımın garantisi var mı? Bu kadar büyük egolu birini hayatında ister misin? Yoksa hayatındaki halimden memnun musun?

Biriyle konuşur gibi yazıyor olmamın temelinde biriyle konuşuyor olmam yok. Takip ettiğin kelimelerin arasında bir okuyucudan beklentimin ne olduğunu söylüyorum. Bu kadar iyi değilsen hikâyeyi anlatmaya başlayamıyorum.

İçlerinden hangisinin seni ne kadar ilgilendirdiğini düşünmeye başlıyorum sonra. Hangi hikâyeyi yazarsam okumaya devam eder? İşte bu soru ve kaygı içinde iletişim kurmaya çalışırken bana yardımcı olmadığından sana hangi hikâyenin daha sert geleceğini bildiğim halde daha az sert olanları hakkında konuşuyor olmak da bana düşen eziyet.

Benimkisi üç yaşındaki çocuğun oyuncağının kolunu ne kadar geri bükerse kırılır denemesi bir haliyle. Senden daha fazla ben istiyorum bunu.

Yirmi birinci yüzyılda uzun yazıları okumadığınızı hatta bir adım ötede var olmak için nasıl çabalamak zorunda olduğunuz zırvalıklarına kanmayacağımı hiç unutmayın. Bildiğimi unutmayın! Biliyorsunuz ben ne istediğini bilen ve hatta “Hayır”ı yanıt olarak kabul etmeyen biri olduğumu en başında söyledim zaten.

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ocak 8, 2014 in Kubar or mumbar

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: