RSS

Berkin Elvan’ın ardından “Burakcan Karamanoğlu” ve “Ahmet Küçüktağ”

13 Mar

Bugün 13 Mart 2014. Bugün bildiğim kadarıyla hiçbir kanlı eylemin ya da İstiklal Marşı’nın kabul günü değil. Bugün 269 günün ardından on beş yaşındaki bir çocuğu toprağa verdiğimiz gün de değil. Ama o ne de öyle? Bugün çeşitli nedenlerle birbirimizi suçlamamız için daha yeni daha büyük ve daha keskin sebeplerimiz var!

ahmet küçüktağDün gece görevi başında bir polis memuru 1984 doğumlu ve taze evli bir “insan” olan “Ahmet Küçüktağ” geçirdiği kalp krizi sonrası yaşama gözlerini kapattı. İnternette yer alan haberlere göre Elazığlı ve 8 aylık evli. Ben Elazığlıların çoğunlukla Alevi mi yoksa Sunni mi olduğunu bilmiyorum, sosyolog değilim ve işin aslı umurumda filan da değil. Ayrıca polis memurlarının araç kullanırken nasıl kalp krizi geçirdiğini de bilemem, adli tıp uzmanı değilim üstelik nedeninin kesin olarak “gösterici şiddeti” olmadığını bilmek dışında içimi rahatlatan bir şey de yok!

Bir üniforma diğerinden evla olmadığı gibi bir can da diğerinden evla değildir. Gösterilere katılan birçok arkadaşım bana kızacak biliyorum; ancak bir başka ülkeyle girilen bir savaş dışında, hak arayışında maksadını aşan taraflar yüzünden, işini yapan ya da hakkını arayan herhangi bir bireyin ölümüne sessiz kalacak olmaktır bizi bitirecek olan.

Hayatım boyunca kolluk kuvvetlerini pek haz ettiğim söylenemez, kişisel nedenlerle silah taşıyanın üniforması olması benim gözümde silah taşımayı normal kılmıyor ancak evine ekmek götürmek için polis olmak zorunda kalan ve sizlerden farklı düşünmeyen arkadaşlarım var benim. Tıpkı yönetimden haz eden ve yönetme biçimini onaylayan ve üniforma giymeyen arkadaşlarımın da olduğu gibi.

Olay Tunceli’de olduğundan ve polis teşkilatı kendi içindeki katili teslim etmediğinden muhtemelen memleketi Elazığ’da toprağa verilecek olan Ahmet Küçüktağ’ın cenazesine devlet erki geniş katılım gösterecektir. Halkımız da mutlaka “görev şehidine” sahip çıkacaktır. Allah gani gani rahmet eylesin 30 yaşında yitirdiğimiz Ahmet Küçüktağ’a. Mekânı cennet olsun.

burakcan 3Ha bitti mi? Hayır bitmedi. Aynı gece yer, gündüz cenaze kaldırılan Okmeydanı, İstanbul. Yeni (!) na’şımız Burakcan Karamanoğlu. Giresunlu, 20’lerinin başında muhtemelen sağ görüşlü bir kardeşim. Nereli olduğunun önemi olmadığı gibi siyasi görüşü de umurumda değil. Bu sefer polisin hedefi değil çok şükür! Daha beteri, göstericilerin arasındaki anlaşmazlığın namlusunun ucunda o varmış! Bütün gün omuz omuza birlikte yürünmüş bir cenaze törenin ardından gecenin çökmesiyle birlikte fısıltı gazetesinin kirli, insanı insana kırdıran cümleleri yüzünden bir genç daha düştü soğuk taşın üstüne.

Allah gani gani rahmet eylesin nedensiz yitirdiğimiz Burakcan Karamanoğlu’a. Mekânı cennet olsun. Muhtemelen onun cenazesi de kendi ırkını pek önemseyenlerce sahip çıkılacak, büyük şehirde olmanın avantajıyla kitlesel bir alt ırkçılığa dönüştürülecek ve buna uygun olarak defnedilecektir.

Yüzyıllardır kitleleri ölüleri üstünden bölen, gözyaşını bile paylaşamayan, içselleştiremeyen, bir insana etnik kimliği, dini, siyasi inancı, rengi, dili üzerinden bakan, bizlerin bu ülkedeki ölümler üzerinde hiç mi suçu yok?

Bence artık oylarımızla seçtiğimiz, siyasi görüş olarak desteklediğimiz, etnik kimlik olarak ait hissettiğimiz hiçbir şeyin önemi kalmamıştır. Bizim “iktidar” ya da “muhalefetin” “sert, ayrıştırıcı, bizi bizden soğutan cümlelerine” ihtiyacımız yok! 30 Martta yerel yöneticileri seçer, işimize gücümüze bakarız. Bize düşen bu ülkede Her gün patır patır sanki kum torbasıymışçasına kaybettiğimiz insanlara ne ve kim olduğuna bakmadan sahip çıkmak ve bu konuyu sahiplenmeye çalışan her siyasi görüşe kulak tıkamak!

Ben her sabah yeni bir ölüm haberiyle uyanmak istemeyen sade vatandaş! Sesimi duyan var mı? Orada bir yerde vicdan var mı?

Korkuyor muyum? Evet her gün vicdanımın körelmesinden, duyduklarımdan etkilenmekten, ölülere taraf olmaktan, ölümü taraflaştırmaktan, birlikte yaşanabilecek bir ülkeden git gide uzaklaşıyor olmaktan çok korkuyorum. İstesek de istemesek de cebimizde aynı ülkeye ait nüfus cüzdanını taşıyoruz. Bu ülke tek başına kimsenin egemenliğinde değil! Herkesin önünde eşit olduğu adaletin tesis edilmeyeceğinden korkuyorum.

İnsanların, insan ölümünü görmezden gelmesini normalleştirmesinden korkuyorum. 21. Yüzyılda tarih öncesi çağlardaki gibi güçlünün gücüyle ezme derdinde olan bir anlayışın sonunda alınacak olan intikamdan korkuyorum. Ben iktidardan ve dönüşen muhalefetin tüm taraflarından korkuyorum.

Kimsenin ölümden korkmadığı ve kimsenin ölüme saygı duymadığı bir ülkede orman yasaları geçerlidir ve sakatlanan avdır ormanda! Her yeni gün sakatlanan vicdanımızla bizi birbirimizin önüne atanlara paye vermeye devam edeceğimizden çok korkuyorum! Yaşamayı da yaşatmayı da çok seviyorum, bu inanın bana kötü bir şey değil, sadece hatırlamanız gerekiyor…

Reklamlar
 
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: