RSS

Kategori arşivi: Belgelsel

10 Kasım 2012 İzmir Üstüne…

Atatürk İzmir

Yukarıdaki linkte 10 Kasım 2012 günü İzmir’de 2400 kişi ile gerçekleştirilen Atatürk Portresinin nasıl yapıldığını gösteren bir çalışma var. Tabii görüntünün altına da Kenan Doğulu’nun yıllar önce “cover” yaptığı “10. yıl Marşı”. Eğer görüntülere göz attıktan sonra tekrar bloga göz atmaya devam ediyorsanız 2012 yılı Türkiye Cumhuriyeti izlenimlerini aktaracağım size.

Öncelikli olarak bir noktayı belirtmeden geçemeyeceğim, bir resmi okumak için resmin içinde olmamanız gerekir, o gün orada bu portreyi oluşturanlardan biri ben değilim. Dolayısıyla bu resmin anlattıkları ve ülkenin benim gözümden gerçekleri olacak biraz da izlenimlerim.

Portrenin oluşturulması için seçilen yer ” Ege Denizi Kıyısı”. Hatırlatılmak istenen mesaj muhtemelen Gazi’nin önderliğinde düşmanı denize döken Aziz Türk Milletinin o yüce ruhunu tekrardan hayata geçirmesi. Üstüne düşen vazifeyi yapmak için savaşmak yerine “oy kullanması”. Siyasetin de kendi içinde bir “savaş” olduğu. Tabii bu güzergah ve bu biçim ister istemez yine “militarist” hayranlığı da ayan beyan öne seriyor. Ergenekon ve benzeri operasyona da gönderme yapıyor.

Bu yapılmak istenin karşısında ise geniş kitlelerce okunan mesajın nasıl taba tabana zıt olduğunu göstermekte yarar var. Öncelikle “Kemalist Devrim” bir kıyı şehrine sıkışmış. “Kemalist Devrimin” tamamının denize dökülmesine ramak kalmış. Hatta son direnen 2400 kişi dünyanın dikkatini çekmek için beyhude bir çaba içerisinde olsa da başlangıçta hedeflenen her adım harfiyen yerine getirilmiş. Üstünde durulması gereken bir kalabalık değil ve yerleşke seçtikleri yere gömülmeleri an meselesi.

Tabii resmin mesajı sadece bu da değil. Uzun zamandır kitleleri anlamadığı ve zümrü partisi olan Cumhuriyetin medar-ı iftiharı Cumhuriyet Halk Partisi ilk defa “ilgi” çekebilecek bir kalabalığa sadece 2400 kişilik bir eyleme imza atıyor. Bu eylem şekil yönünden 40 yaşını aşmış kişilerin tercih edeceği bir eylem değil zira sokakta. Yani zümre partisinin bugüne kadar aşağıladığı, hakir gördüğü ya da ötekileştirdiği yerde. Dolayısıyla “Biz halkı iyi anlıyoruz ve hatadan dönüyoruz, sokaklara dönmeye hazırız” mesajı veriyor İktidar sahiplerine. “Milyonlara gerek yok, 2400 kişiyi örgütleyip kitleleri arkamdan sürükleyebilirim” diyor. Üstelik çağrışımları askeri de olsa bunu ilk defa “sivil inisiyatif” ile birlikte gerçekleştiriyor.

Bu noktada resmin karşında enteresan bir pozisyon açılıyor. Daha önce özgürlükten bahsedenlerin bir bayramı kutlatmama çabası 11 gün önce ilk defa iktidar partisine geniş tabanlı bir muhalefetin yükselmesine neden olunca tüm valiliklere ve kaymakamlıklara anma töreni serbestisi yazılı emir olarak gidiyor. İktidarın sahibi dış gezisi beklendiği üzere uzatarak o gün “ortalıkta” görünmüyor, gerilim nispi oranda azaltılıp yapılan eylemin etkisi aşağıya çekiliyor. Bu çabalar yapılan “sanatın” ( ki bu portre işi aslında siyasetten daha öte sanatın yeni alanı olanı performans olarak değerlendirilse gelecek için daha iyi olacaktır) tüm dünyada kendi gündemleri ardından ilk başlık olarak haber servisi yapılmasını sağlıyor. Dolaylı olarak “dış mihraklara” gönderilen anlamlı mesaj “iktidar sahibinin elini bir anlamda güçlendirirken bir anlamda zayıflatıyor.”

Tabii bu işin “performans” olarak değerlendirilmesi ve sosyolojik olarak yorumlanmasını ben tek başıma sağlayamam ancak saatte 100 km hızla doğuya doğru 5 saat 47 dakika ilerlendiğinde ulaşılan şehir Ankara’ya ve bütün Anadolu’ya mesaj göndermek  Cumhuriyet’in İzmir’ine düşüyor. Zamanında   İstanbul Selanik arası 587 kilometrelik mesafenin benzer uzaklığından bu sefer 8 kilometre daha yakınından.

Merkezi yönetimlerin yarıçapları üstüne bir başka zaman kafa patlama sözü vererek, resimle, filmle ve diğerleri ile kendi başınıza bırakıyorum sizi. Unutmayın her koşul altında hepiniz birer ötekisiniz, birer bireysiniz ve öncelikle yalnızsınız dostlarım tıpkı İbrahim Tatlıses gibi…

(NOT: Bu konu üzerine derinlemesine ve detaylı çalışmanın tamamına ulaşmak  isteyenler twitter üstünden @yamukdurus ‘a isteklerini gönderebilir ya da facebook üzerinden Yamuk Duruş sayfasından taleplerini iletebilirler.)
Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Şehirden Slogan Manzaraları…

Çoğunlukla insanları anlamakta zorlanan bir tip değilim. Buna rağmen bazılarını anlamakta bir hayli zorlanıyorum. Hayatımda herhangi birinin inancını sorgulamadım. İnanan inanır, inanmayan inanmaz. Hayatımda herhangi birinin cebindeki parayı sorgulamadım. Olan biten para benim cebimde değilse benimle ilgisi olmadığını düşündüm. ( Siyasete girmeyelim okuyucu, bahis olunan o an mevcut olan para)

Gel gör ki bu sabah şehrimin sokaklarında gezinen araba arakası yazısı ve tabi yazının konumlanma biçimine hasta oldum. Plakayı özellikle kapatıyorum ama bir bilen bu arkadaşın neye inandığını ya da ne demeye çalıştığını söyleyebilir mi lütfen zira AUDI inanmak için fazla materyalistik değil mi? Ya da AUDI kutsandı da benim mi haberim yok? İşte Foto:

Madem şehirde mesaj kaygısı ile gezip suya sabuna dokunmadan haber değeri taşıyanlar var, o zaman suya sabuna dokunanlara da buradan bir saygı duruşu ile çalışmalarını paylaşayım bari. İşte şehrimin sokaklarını süsleyen bir kaç “grafiti”, mecburen yazıldıkları duvarda bir badana darbesi ile silinme kaderinin tecellisini beklemekteler…

1. Kentine Mukayyet OL!

2. Namusum ve Şerefim Üstüne Rant İçerim

3. Şehri Polis Değil Biz Koruruz

4. Antikapitalist Öğrenciler

5.  Kentsel Dönüşüm ( Az önce aldığım bilgiye göre bir başka sokakta bu çalışmanın altına “Geri Dönüşüm Muhteşem Olacak!” notu düşmüşler)

Hangisinin siz olduğu ya da hangisinin doğru olduğu beni zerre kadar ilgilendirmiyor zira sapla saman karıştırmak sadece dost meclislerindeki işim. Yalnızca hatırlatmak istedim bugün 8 Kasım 2012.

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Neşet Ertaş’ı Kaybettik…

 

İlk plağını “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül” adı ile babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkaran Neşet Ertaş hakkın rahmetine kavuşmuştur. Anadolu’nun kendi sesini kaybettiği artık çağın olayları arasında “küreselleşmesin” dışında yerel değerlerin ezildiği 21. yüz yılda büyük ustalardan birini daha kaybettik.

Bir gün idealist olmakla ilgili örneklerden biri olacaktır, tarihin tozlu sayfalarında lakin sesi her “digital teknoloji” sayesinde hep kulaklarımızda olacak. Nasıl yetinirseniz artık…

Neşet Ertaş ile ilgili ne kadar ilgisiz ve bilgisiz olduğumuzu görmek için Wikipedia’nın hakkında hazırladığı sayfasını ziyaret etmenizi öneririm.

Fotoğraflarla Neşet Ertaş’ı da Hürriyetteki sayfadan bulabilirsiniz.

Aşağıdaki Linklerde bir kaç Neşet Ertaş türküsü bulabilirsiniz.

Hapishanelere Güneş Doğmuyor

Zahidem

Ah Yalan Dünya

 

Etiketler: , , , , , , , ,

İtaatkar Kadınlar Kulübü (Malezya)

.

Dünyanın her köşesinden her gün yeni bir akım karşımıza çıkmasa olmaz zaten. İzleyeceğiniz video Malezya’da üye  sayıları hızla artan kulüp olan İtaatkar Kadınlar Kulübü ile ilgili. Bir erkek olarak şu kadarını söyleyebilirim ki kadınların kendilerini kocalarına adamaları, kocalarını üç kadınla daha paylaşmak istemeleri hatta bunun olmazsa olmaz olduğunu aksi takdirde düzenin sağlanamayacağını düşünmeleri beni çok mutlu etti. Zira etrafımda pervane olup bir dediğimi iki etmeyecek dört kadın fikri bir erkek için öyle kolay görmezden gelinebilecek bir şey değil (En az dört kaynana fikri iyi değil ama her gülün dikeni var ne de olsa) . Ateistleri, Hristiyanları hatta Yahudileri (en azından erkeklerini) bile Müslüman edebilecek bir rüyanın gerçeğe dönüşmesi gibi…

Zaman ne olursa olsun kadın ve erkek arasındaki seks düzeni her seferinde ister otorite, ister ilahi düzen söylemi, ister mahalle baskısı ile düzenlenmek istenir. Kişinin özgür iradesi ancak erkekse mümkündür. Bu gün İtaatkar Kadınlar Kulübüne aza olan kadınların mutlulukları ile sizi baş başa bırakırken hem görseli hazırlayan batının nasıl baktığını bilen hem de Müslüman bir ülkede yaşayarak her gün farklı  hayatlar deneyimler sizler aslında ne uygulamanın, ne gördüklerinizin etkisinde kalmayacaksınız ama arasına sıkışıp kaldığınız o duygudan kurtulamadığınız sürece normalleşmenin gelmeyeceğini bir defa daha hatırlatmak isterim.

O duygu sizin doğu ile batı sentezi yapabilmenize değil sadece etrafınıza eziyet eden birey olabilmeyi başaramamış iki ayaklılara dönüşmenize yeter yalnızca..

 

Etiketler: , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: