RSS

Kategori arşivi: kutsal ışık

Babam olduğun için teşekkür ederim… And thank you for being my Dad…

Kaybetmeden değerini asla anlamadığın şeylerin ilk üçüne girer sağlık. Sonrasında gelenler yerine zamanına yurduna göre değişir. Ne kadar ne yapabileceğini asla anlayamazsın sağlıklıyken. Bazen de sağlıksızken anlarsın nelerin senin için anlamlı geldiğini. Pazartesi  günleri insanlar tatilden dönerken ve hayat onlar için yeteri kadar keyifsizken     sen sağlıktan dem vuruyorsan hastaneye  düşmüştür yolun. Artık kimin için olduğundan ziyade yolunun düşmesi önemli olmuştur. Belki de vıcık vıcık ilişkiler içerisinde hiçbir şeyden haberi olmayan sen bir anda bir aydınlanmayla hayatına devam edeceksindir.

Genellikle bir gün ya da hasta ölmeden çıkana kadar sürer o aydınlanma. Sonrasında günlük rutinin arasında vicdan muhasebesi ve çeşitli olumsuzluklar arasında debelenip durursun. Hayat seni bir yerinden yakalar savrularak devam edersin hayata. Sonrası malum işte… Bir şey olma çabası içinde kendini unutarak hatta örseleyerek devam edersin hayata.

Son yıllarda kaç defa bu sınavı en azından “geçer” notla atlattım bilmiyorum. Sanırım bu sınavı atlatma biçimim sadece “geçer” not alma üstüne kurulu. “Yıldızlı pekiyi” ya idare cinsinden “iyi” beni pek heveslendirmedi. Belki de bu yüzden düzenli olarak yapılan “not” sınavlarına tekrar tekrar davet ediliyorum. “Geçer not”  kaygısı olan öğrenci gibiyim. Tek korktuğum sınıfta kalma ihtimalim.

Hoş bu sınavda sınıfta kalınca pek çok değişiyor hayatında ama genellikle hayatta kalma fikri değişmiyor. O yüzden bu da her sınav gibi anlamsız, sancılı, sızılı ve ağrılı. Yine de başa gelen çekiliyor.

Sizlere direkt söylemek hiçbir zaman derdim olmadı ama kaygılarla dolu geçen günler ve geceler en azından bir on gün için nihayete erecek bir nekahet dönemiyle. Yine atlatılacak “yarın” dan sonra yeni “ kaygılı yarınlar” başlayacak bir süre için.

daddyİçim rahat bu sefer. Nedenini bilmediğim bir şekilde her şeyin yolunda gideceğini biliyorum. Yine içim rahat, beklentim kalmayınca kimseden, hayattan isteğimi daha “net” söylüyorum. Bu ara ilgilendiğim yalnızca “geçer not” almak. Önümde beni bekleyen “on beş” günlük periyot içinde ne olur ne kalır, kim neyi neden yapar kim neyi neden yapmaz, hastaneye nasıl gelinir, aç karın doyurmak benim işim mi pek umursamamayı planlıyorum. Her şey yolunda giderse yardımla da olsa bu kadar sıkıntılı ve eziyetli bir süreçte sigarayı bırakmayı planlıyorum. Zaten bu süreçte bırakırsam başka bir sefer tekrar başka bir “geçer notu” bahane edip dönmem sanırım eski alışkanlığıma yeniden.

Hava güneşli buralarda… Hayat benim için gökyüzü eliyle ağlamıyorsa korkulacak bir şey yok demektir. Ne de olsa ben ne zaman ağlasam ya da araba yıkatsam yağmur yağar memlekete… Bahar gelmiş bir kere sokaklara. Sadece haziranda değil zor olan, yalancı baharda bile kolay değil öyle…

  Hakan KİPER

About the Song…

Music & Lyrics by Jon Barker.

A son rarely tells his Father 
How he really feels,
A handshake or a pat on the back 
Is all that he reveals,
I’d like to right that wrong,
Here in this little song.

Thank you for shaping my life,
Thank you for teaching me all you can,
You are no ordinary man,
You make me everything I am.

Thank you for taking the time,
Thank you for showing me the way,
And thank you for being there
When I need you,
Thank you for every single day.

Now I’ve been blessed with a son of my own,
Got my own bedtime stories to tell,
If I can raise him half as well
As you raised me,
Guess I’ll be doing pretty well.

Thank you for your guiding hand,
Thank you for making my dreams come true,
You’re an extraordinary man,
And I hope you’re as proud of me
As I am proud of you.

Thank you for giving me life,
Thank you for showing me good from bad
.
I guess I’m only really trying to say,
Thank you for being my Dad.

Even though the years drift away, 
I
never took the time just to say,
‘I love you, and I always have,
And thank you for being my Dad.’

Reklamlar
 

Etiketler: ,

Yağmura Katlanamıyorum çünkü…

 

Ne diyor bu kadın yağmur için. Katlanamıyormuş. Neymiş efendim ona eski güzel anıları anlatıyormuş. Laf! Hele hele bu yağmur penceresine vurduğunda o yağmur sesine hiç dayanamıyormuş. Peki neden dayanamıyormuş kadın? Çünkü onunla değilmişim. Oldu mu şimdi? Benim yüzümden yağmura katlanamayan bir kadına aşık olmak delilik mi hakikaten? Ya da beni bu kadar seven bir kadını hayal etmek gerçekten aşık olmanın tanımlarından biri mi? Aşk gerçekte aslında sevilmek istenme, arzulanmak istenme ihtiyacımızın bir yansıması mı yalnızca?

Ne diyordu kadın? Biz birlikteyken kendini bir sinek gibi hissediyormuş. Gerçi böyle söyleyince de kadını aşağılamış oldum. İnsan neden aşağılar sevdiğini? Ona aşağılık bir köpek yavrusuymuşçasına davranınca nasıl olur da sevgisini ispat ettiğini sanır? Daha önemlisi bu durumun mazoşist bir yanılsama hatta biraz da şiddet görme eğilimi olduğunu fark etmez? Aşık olmak demek aslında her şeyi olduğundan büyük görmek değil midir zaten gözünde ama kendini küçültmeden…

Neden ayrıyız peki? Neden ayrıldık galiba hiç düşünmedim. Beni bu kadar büyük seven bir kadını neden bıraktım hiçbir fikrim yok. Beki de bir kadın bu kadar büyük sevebilir beni diye çok korktum. Kaçtım belki de. Bazen senin gözünde büyüyen onca şey benim de gözümde büyüyor işte.

Sadece biz ayrıldığımız için, altında defalarca ruhlarımızı temize çektiğimiz ve çok önemsediğimiz o arınmışlık hissini karşı tarafta sürekli olarak hissettirmek ve tanrısallık katmak için kullandığımız yağmurun sesine dayanamayan bir kadına aşık olmaktan bahsediyoruz. Kolay değil bu işler öyle… pantolonun üstünden bakmaya benzemez.

Yağmura kendi penceresinden bakabilen ve buna katlanmadığı halde bunu kendi penceresi önünde yapan bir kadından bahsediyoruz. Nasıl baş edilir ki böyle bir akılla…

Düşünsene tıpkı ona yağmur sesinin bütün iyi anıları hatırlatması gibi sende bir anda aynı melodiyi fısıldıyor kulaklarına o muhteşem kadın sesi.

Ben olsam içimdeki bu sevgiyi birilerine bağırmak isterdim. Haykırmak isterdim boşluğa, pencere pervazıyla konuşurdum kim bilir. Hatırlıyor musun derdim, eski güzel günleri? Sanki her şey hatırlanırken gülünmesi gerektiği gibi gülerdim. Gözlerim akıtmamak için göz yaşlarını nereye sokacağını bilemezdi aynı anda. Anlardın sen o Adile Naşit kahkahası ardındaki hüznü ve acıyı…

Yine de konuşmaya devam etti kadın, yağmuru izlemekten sıkılıp pervazla vedalaşıp yatağa attı kendini. Bir an anlayamadı yatağın ne tarafında olduğunu. Yoksa adamın kafasını koyduğu yerde miydi? Adamın kafasının içinde olabilir miydi her şey?

Böyle seven kadın ve erkek gerçekten var olabilir miydi? Bir şarkıya söz olarak kısaltsam acaba kadın mı erkek mi seçilirdi? İşte bunlar hep “seks satar” gerçeğinin bir hikayede denenmesiydi.

CassandraWilson1I can’t stand the rain against my window
Bringing back sweet memories
I can’t stand the rain against my window
Now that you’re not here with me

When we were together, everything was so grand
Now that we’ve parted
There’s one sound that I just can’t stand, the rain

I can’t stand the rain against my window
Bringing back sweet memories
Hey, window pane do you remember how sweet it used to be?

Alone with the pillow, where his head used to lay
I know you’ve got some sweet memories
But like a window you ain’t got nothing to say

I can’t stand the rain against my window
Bringing back sweet memories
I can’t stand the rain against my window
Now that he’s not here with me

Alone with the pillow where his head used to lay
I know you’ve got sweet memories
But like a window you ain’t got nothing to say

Rain, rain, rain, rain, rain against my window

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: