RSS

Kategori arşivi: Şiir

Değil… O da değil…

12

Aşk yaşamaktır, var etmektir. Önemsemektir. 
Belki de sırf bu yüzden bir ağrıdır yürekte. Bir sancıdır parmak uçlarında. Derinlemesine bir sigara yanığıdır. Yaratmak ve yaşamak ağrılıdır.

Aşk bu yüzden her seferinde intihar eder. Kendini yok eder. Cesaretle yok olur tipik klişelerde ve düşlerde. Alışkanlıkla girdiği savaşı kaybetmeyi seçer. Yaşamı değil ölümü seçer. Sonsuz bir acı yerine sonlu ve kısa bir mutluluğu yeğ tutar. 

Küstahlaşır. Şairleşir ve geberip gider bir köprü altında yarı alkolik saf kan bağımlı, ya da kaybolur gider semada ilahına ulaşma arzusuyla. 

Hayat gibidir aşk. Değişmek istemek ve değişmeye direnmek gibidir. Kendi varlığının içinde yok etme gücünü bulmak, kendi yok oluşunun içinde var olmaya çalışmak gibidir. Nitelikli bir beceriksizliktir. Neyi kast edersen tersidir aşk. Neye kast edersen o değildir aşk.

Arafın günlük hayattaki tezahürüdür kimine göre. ya da bir kesişme anıdır. Gözlerine göz deymesidir. Kimi zaman da gözünden göz çekilmesidir. Ayrılık nasıl sevdaya dairse, kahve ve nikotin, pazartesi sendromu ya da rakı masası siyaseti öyle aşka dahildir. 

Sen ne isen ya da ben ne değilsem odur aşk. Değillenebilir aşk. 

Kimi zaman iki defa… 

Onaylanabilir de… 

İntihar edeceğini bile bile seç aşkı. Her sonbaharda çiçeklerin solacağını bile bile koklamak gibi. Her bahar yeniden yeniden ve durmadan içindeki kıpırtıya teslim olmak gibi… 

Anan gibi baban gibi helal, hastalık gibi ölüm gibi kader, kumar gibi zina gibi haram…

Değillenebilir aşk. İnkar edilemez 

kimine göre evrim, kimine göre tanrı gibi

meczup ararsan o hiç bir şeyi inkar etmez 

aşk gibi…

mümkün ve değil aşk

kendi gibi…

Morrisse Eserese

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ağustos 2, 2013 in Denemeler, Morrisse Eserese, Şiir

 

Etiketler: , , , ,

ÇİĞ KÖFTE ADAMI

cigkofte3

plastik ızgaraların arasından süzülüp salona giren ışık,

bir işyeri ciddiyetiyle

kimselere selam vermeden lamine masaların arasında ilerledi.

salonun az ötesinde karanlığın içinde kıpırdanan kollar ve parmaklar

enerjilerini emdiriyordu

 sağım makinalarına

makinalar derin bir gürültüyle çalışıyor,

çalışanların gözlerinden gençliklerini emiyordu

Şef, ışığın da onu görebileceği şekilde salonun ortasına doğru yürüdü,

antik çağ filozoflarını kıskandıran bir söylev çekmeye başladı

-sizler hamalsınız,

iyi bir hamal taşımalıdır, sahibi olmadığı ve yarar duymadığı şeyleri.

-daha çok ve daha sık taşımalısınız

mutluluk sizin için başka nedir ki ?

metal, pürüzlü bir tepsinin içinde yoğruluyor düşüncelerim,

her yanım acı içinde

kıllı, kalın parmaklı bir el eziyor bedenimi

acıyla yoğruldukça tat kazandığım söyleniyor

yumak yumak ellerde köfte gibi bir kalıba dökülüyor acılı benliğim

sıralandığım tepsiden sizlere bakıyorum

yaşam güzel diyorum, dilim dolandığınca

en çok da marulla ve rakıyla

afiyet olsun.

 

 
Yorum yapın

Yazan: Nisan 8, 2013 in Dionosfer Henry, Şiir

 

Etiketler: , , , , , , , , ,

Mavi Yalnızlık

blue-loneliness--solitudine-blu-roberto-mansi

Derin bir yalnızlık

Susuz bir uykusuzluk bu;

Kirli, yorgun ve yorucu…

Karar vermek!

Çoğu zaman

Rutine binen her şey gibi

Sıkıcı ve kalıcı

Ürperti ve gürültü

Sessiz bir yırtılma

.

Kağıt kesiği

Serçe parmakta

Morrisse Eserese 18/02/2013

Görsel: Roberto Mansi; Blue Lonliness (Mavi Yalnızlık)

 
Yorum yapın

Yazan: Şubat 18, 2013 in Morrisse Eserese, Şiir

 

Etiketler: , , , , ,

kullan at …

DSC07019

hayatım bir kullan at gibi

her şey tek gecelik

herkes gelip geçici…

geri dönüşüme uğramıyor yaşadıklarım

her şey anlık

ya da tek kullanımlık

prezervatif ya da şarj edilemeyen

kalp pili

artık neresinden bakarsan…

(2006)

 
 

Etiketler: , , , , , , ,

haddimi aştığım zamanlar…

Pazartesi, Mart 27, 2006 – haddimi aştığım zamanlar… 

 başladığından beri hiç bir şey eskisi gibi olmuyor

“doğa” uykusundan uyanıyormuş  baharda…

 bir dakika geçirmeksizin uyumak istiyorum o zaman

 telaşım var  uykuya dair

 uyanık kalsam başıma …

üstelik biliyorum uyusam da uyumasam da geçiyor zaman

“uğraştığım hiç bir şey  zaman kadar çetrefilli değil”

farkındalığıma eklediğim yeni yalan

bu aralar…

“yalanlar söylesek maskesiz

ve kumdan kalelerde yaşasak betona inat”

-tez- 

“olmaz azizim

kandırmayalım birbirimizi

kurtarabileceğimiz kara parçası kalmadı kendimize dair “

– tez tez-

“kurtulabileceğimiz bir tek kaçış yolu var

hep beraber onu deneyimleyip duruyoruz “

– tez tez tez-

“benim geçtiğine inandığım

senin üzerine şablonlarla ayırdığın”

 -tez tez tez tez-

“kurt kocamış çoktan

hayat yetmedikten sonra sayı yetmiş

yetmemiş ne çıkar ki…”

 -tez tez tez tez tez-

“hem çıkar demişken azizim

kendimize yetişemediğimiz bir dünya da

hızla çalışmak nedendir…”

-antitez- 

“sahi kim uzaklaştırmıştı bizi aristoktrasiden

kimin ağzından çıkmıştı”

‘ne kadar ekmek o kadar köfte’

‘sakatlanan hayvanın av olduğu zamanlar’ geldi şimdi aklıma

ayağım kırıldığında ölmüş olmam lazımdı halbuki…”

-antitez antitez- 

“olmadı işte

bedenin yerine geçti beyin

tüketecek de(a)hasını buldu beden

 ‘beden sustu beyin çoştu’

 haliyle öldü aristokrasi”

-antitez antitez antitez- 

“kim istemez gülün peşinde koşmayı

bir diğerine ‘muhtaç’ kıyafet değiştirmeyi

bütün gün sadece okuduğu kitap hakkında düşünüp yorulmayı”

 -antitez antitez antitez antitez- 

 “de ki azizim bana hayat yaşamaya değer

bu çağda değil üstat”

 -antitez antitez antitez antitez antitez- 

“benim yerim burası değil

roma imparatorluğunun altın çağında

şişmanlık aristokrasinin tacıyken

tembellik sanat sayılırken

nefes alıp vermek gerekirdi

ben bunları söyleyip kendim yazıyorsam

koca bir yalnızlık kucaklıyorsam akşamları

vatansızlığın acısı bir yere ait olmamamın hüznüyse değilse yalnız

saydam fakat şeffaf değilse kader”

SENTEZ

“her  durumda yapılacak en iyi ikinci işten başka

bildiğin şemsiye, topuklu ayakkabıyı ile şapkayı icat ettirenden

başka

yapılacak ne kalır ki geriye…”

 
Yorum yapın

Yazan: Kasım 19, 2012 in Morrisse Eserese, Şiir

 

Etiketler: , , , ,

UBD

 

Uğursuz bir işti 
basitin ardına düşmek,
ve düşmek basit bir işti
uğursuzun ardından

 
Yorum yapın

Yazan: Kasım 12, 2012 in Untouched Copy, Şiir

 

Şeytan Kuşu

Ve şeytan yine fısıldadı kulağıma

-Her dem saati, sahraya yağmur iner

 ardından

 kırmızı gök belirir.

Likenlerinden kurtulan züppenin ayağı çeker.

Sol bacağını sürüyerek yola koyulmanın verdiği ezikliği

mektup zarfını kışkırtıcı mimiklerle yalarken

tolere eder

Aksak saksağan

dut yemiş bülbüle dönerken

aşk kuytusunda gizlenir tavuğun.-

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: