RSS

Etiket arşivi: Gerçek

Lie To Me…

Bilerek ve isteyerek girdiğin yoldan ayrılsan
ya da bir çıkmazla boğuşurken
kulaklarında çınlasa
kimi zaman belli saatten sonra ortadan kaybolduğunu bilsen
yine de aklından geçenlerin peşinden koşmaya devam etsen
istemeden de olsa bir çiçeği ezsen
ya da bir ağacın gölgesinde öylece oturup zamanı
öldürsen
ne fark eder?
sonunda yine bir biçimiyle sen olmayacak mısın?

Kendine söylediğin yalanların en kötü tarafı
o yalanların aslında gerçeğe dönüşeceğini bilmek midir?
Ya da aslında yalan söylemek bir biçimiyle kendine
sadece ve sadece kendine
dürüst olmanın ön koşulu mudur?

Bilmek için algılamak gerekliyse
hayatını milyonlarca parçaya bölüp bu parçaları
uç uca ekliyorsan
Eklentilerin her birini kendi içinde tutarlı bir
manifestoyla düzenliyorsan
Hala dürüst olabilir misin kendine?
Ya da daha önemlisi
bir günün gerçekliği
diğer bütün günleri ve geceleri
yalana bulamış olabilir mi?

Kim bilir belki de zaman
kıvrılarak ve evrilerek her birimizi
kendimize yalancı çıkarırken
aslında dürüstlüğün mümkün bir gerçeklikle
buluşması için çabalıyordur
ve insan her seferinde önce kendi aklına
yenik düşüyordur…

 

Not: Yukarıdaki şiiri yazdıktan ve yüksek sesle okuduktan hemen sonra aklıma geldi şarkı. Sanırım kendime dürüst olabilmek için karşımdakine “bana yalan söyle” demek fazlasıyla “denk geldi.”

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Eylül 24, 2012 in Müzik, Morrisse Eserese, Şiir

 

Etiketler: , , , , ,

Gerçek Pazartesi Sendromu

Aslında hayat istemediğin kadar kolay olabilirdi. Dün gece benim rakı masamda oturmayı becerebilenlerden olsaydın mesela hayat için umudun bitmemiş olabilirdi. Mesela Yeşim Salkım ve ailesinin “Kadınca” adlı dergiye sessizlik yeminini bozması şaşırtırdı seni çünkü sessizlik yemini etmen gerekecek haltları bile yesen yeri ve zamanı geldiğinde ilgili kişiye çatır çatır söylerdin içindekileri. Bunun için hem kendin hem de kızın sanki kocanla birlikteymiş gibi görünen fotoğraflar çektirip yeni doğmuş çocuğunu kocanın kucağına verme gereği duymazdın. Yani başka bir değişle konuşulmak için konuşmazdın.

Konuşmak istesen mesela işsizlik, ABD’nin düşen kredi notu, ekonominin berbat sinyalleri olmazdı konu. Bilirdin çünkü bir düzenin parçaları hakkında konuşmak en az düzene ait olmak kadar rahatsız edicidir. Buna rağmen düzenin unutturduğu insanlığın hakkında konuşurdun mesela. Afrika’da açlıktan, susuzluktan ve ilaçsızlıktan ölen insanları konuşurdun. Kendi ülkendeki çadır dershaneden çıkan üniversite sınavı birincisini konuşurdun. “…TA-25 endeksi günü yüzde 6.99 düşüşle, TA-100 endeksi ise yüzde 7.20 düşüşle günü kapattı. Yaklaşık 300 bin kişi hayat pahalılığını protesto için cumartesi geçesi sokaklara dökülürken, İsrail tarihinin en büyük protesto gösterilerine sahne oldu…” gibi haberleri okuduğundaki surat ifaden değişmezdi ama.

Bütün bir gece rakı masasında mesaiye kaldım dün akşam. Ellerimden zaman kayıp geçti usulca. Masada beni yalnız bırakmayan gerçek insanlar vardı. Etten kemikten, duygudan düşünceden, gözyaşından ve kahkahadan yapılma gerçek insanlar. Hani genelde saçma sapan oyunlar oynayan ve ülke yönettiklerini sanan beyefendilerin, hanımefendilerin sahip olmadıkları için ülkeler yıktığı gerçek insanlar. İç dünyası tatmin olmuş ve hırstan arınmışlar yönetimde olabilseydi son 1000 yıldır halimiz nice olurdu? Pazartesi sabahı görmeyi isteyeceğim bir rüya belki de bu, pazartesi sendromu yerine, kim bilir…

 

Etiketler: , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: