RSS

Etiket arşivi: İZBAN

Rast Makamında bir Pazar…

Gıda Çarşısı haftanın altı buçuk günü burası hatta bugün bile açık birkaç dükkân mevcut. Yine de her gelişmiş şehrin eskiden medet ummasının kaçınılmaz sonucu olarak kurulana bitpazarının yeni yeri. Eskiden şehrin orta göbeğinde çalıntı mallarla, değeri biçilemeyen işe yaramazların kaynaştığı bu pazar artık gösterilen yerinde ve metro ya da İZBAN ile ulaşmak mümkün. Belediyecilik işinin mükemmel bir örneği olarak nur yağdırıldı üstüne. Orada rastladım ona.

Cumartesi akşamı içecek hali pek yokmuş. Belki de cumadan ve hatta perşembeden kaldığı için birkaç tekila, iki üç bira ve bir kadeh rakıdan sonra içmeyi bırakmış. Yeni yeni on sekizinci yüz yıl burjuvasının kendini geldiği yeri kabul etmeyen azgın ergen çocuklar gibi bir hayat istediğinin farkına varmışmış. O yüzden bitpazarları gibi hayata akan yerler artık en sevdiği ve en sık ziyaret ettiği pazarlarmış. Hatta inanmazmışım BİM’den alışveriş yapmaya başlamış. Hani açılımı Birleşik İslam Marketleri olan şu marketlerden…

Bir an gülümsedikten sonra düzelttim onu. “BİM’i” dedim, “Amerikalılar aldı” dedim. “Korkacak bir şey yok İslamcılara para harcamıyorsun” dedim. Durakladı. Hangisinin daha öncelikli olduğu ile ilgili bir fikri hiçbir zaman olmamıştı. Duraksamasının önüne geçmek ve sonrasında kendimi birinin gününü boşu boşuna rezil etmekle ilgili vicdan azabından kurtarmak için söze atıldım.

“Korkma. Öncelik belirmek zorunda değilsin. On sekizinci yüzyılın en önemli özelliği nihilizme taban hazırlamaktı. Eğer on sekizinci yüzyıl olmasaydı nihilizm olmazdı. Bu nedenle önemsemiyormuş gibi yap beceremezsen de önemsememeyi öyle davran. Hem fiyakan artar, hem de hiç hata yapmazsın. Daha doğrusu pratikte yaptığın tercihlerden birinin hata olduğunu kabul etmek gibi bir zorunluluğun olmaz.”

Gülümsedi. Anladığından çok emin değildim. Ne de olsa anlama ve kavrama becerisi bu yüzyıldan değil on sekizinci yüzyıldan geliyordu. Buna rağmen bitpazarında dokunmatik telefonu ile konuşan, BIM’den Platınıum ile alışveriş yapanların ortak paydasının aile olduğu gerçeğini hatırladım.

“Baban nasıl, yok de mi bir yaramazlık? Peki ya Ağabeyin nasıl? Annen nasıl? Yok de mi bir yaramazlık?”

Soruların hepsine alışkanlıkla “ İyi, yok, İyi, İyi, Yok yok” şeklinde kısa cevaplar vermişti. Müsaadesini istedim. İkinci ele düşmüş ama iyi durumda olan bir rulman takımı bakmam gerektiğini söyledim. Rulmanlarla bu ara sanatın arasında olan bağdan bahsedecektim ama sözü uzatmaya gerek görmedim ayrıldım yanından.

    Görsel: Port- “RE” ( Re Limanı ) WaterColor by Hakan Kiper)

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: