RSS

Etiket arşivi: yahudi

Ölüm Üstüne Hazımsız Bir Yazı…

dead endÖlmek. Derin anlamlar içinde boğulan kelimelerden birisi de bu dilde. Hangi dilde konuşursanız konuşun milyonlarca biçimini bulursunuz. Mademki bunu Türkçe yapıyorum ne demek istediğimi anlatayım biraz. Mevta olmak, gebermek, mort olmak, hakkın rahmetine kavuşmak, sel suyuna kapılmak, bok yoluna gitmek, şehit olmak, boğulmak, asılmak, kendini asmak, elim bir trafik kazasında can vermek, vurulmak, düşmek, beyin ölümünün gerçekleşmesi, bitkisel hayata girmek, yolun sonunun gelmesi, ecelin tecellisi, kör kurşuna kurban gitmek, kazaya kurban gitmek, Allah’ın sevdiği kulunu erken yanına alması, açlıktan ölmek, arpası fazla geldiğinden başını yemek, töreye kurban gitmek, canını başkası için feda etmek, son nefesini vermek, Sultan Süleyman’a bile dünyanın kalmayacak olması, toplu intihar, toplu katliam, toplu kıyım, hunharca öldürülmek, vahşice öldürülmek, şakanın sonunun acı bitmesi, birinin son şakasını yapması, deprem değil çürük bina, demirden çalan müteahhitten alınan bina, trafik canavarı, enflasyon canavarı, doğa katliamı, sebebi belirlenemeyen patlama, terörist saldırısı, hedefi şaşırıp masumların üstüne düşen bomba, atom bombası denemesi, uranyum zenginleştirme çalışmaları, petrolün sahipliği, kafasına sıkmak, vurmak, indirmek, vurulmak, indirilmek, infaz etmez, intihar etmek, göçmek, ebediyete intikal etmek, son yolculuğa çıkmak, kötü beslenme, anoraksa, ince hastalık, salgın hastalık, kuş gribi, domuz gribi, kanser, altın vuruş, sigara, şişmanlık, kalbin durması, kalp krizi, yağlı kazığa oturma, elektrik kontağına kapılma, yüksek gerilime kapılma, elektrik çarpması, kan pıhtısının beyne ya da kalbe ulaşması, hayatın sona ermesi, toprağa karışma, yok olma, cansız beden olma…

Yukarıdaki kelimelerin anlam ve duygu hallerini bir kenara bırakırsak ölüm sadece ölümdür. Doğduğuna inanan insanın öleceğine inanmak istememesi nedeniyle biçimlere yüklediği anlamdır ölüm. Yok yere ya da var yere olmaz ölüm. İnançlılar için söyleyecek olursak zaten biçimi, şekli ve zamanı tıpkı doğum gibi bellidir. İnançsızlar için söyleyecek olursak hayatın basit gerçeklerinden birdir. Hayata yüklenemeyen anlamın eksikliği insanlar tarafından ölüme yüklenir. Sonrasında kendi hallerine üzülürler gidenin ardından.

Korkudur bir tarafıyla ölüm. Kendi başına geleceklerin öngörüsüdür. Herkesin bildiğinin ispatıdır. Çıplaklıktır. Hem de rahatsız edici bir çıplaklık. İnsanların iletişim kurma biçimlerine, hayatta saklamak istedikleri gizlere, anlamlara hallere kafa tutar. Basittir, anlamı yoktur ve kendiliğindendir çoğunlukla.

Manasızların içine mana devşirme çabasıdır ölüm. Hayatı anlamlı kılamayanların son sığınağıdır. İnsan ister kendi ölümünü ister bir başkasının ölümünü anlamlı hale getirsin değişmez sonuç. Anlam barındırmayan bir durum ne kadar isterseniz isteyin anlam barındırmaz.

Bu çaba ne kadar büyük bir yalanı barındırırsa içinde, başkalarının ölümünden duyulan sıkıntı, üzüntü de öyle büyük bir yalan barındırır. İnsanlar “duyarlı” olmak isterler çünkü kendi ölümleri ancak o halde anlamlı hale gelir. Yoksa kimse üzülemez Afrika’da açlıktan ölen çocuk için her gün, kimse düşünemez eğer etnik kökenini önemsiyorsa başka bir kökenden gelen adamın başına gelen ölümü, kendi başına gelmedikçe kimse bilemez göçük altından çıkınca insanın başına gelenleri…

Zaman içinde duyarlılık oluşturur insanlar, gördükleri karşısında çünkü aynı durumda kendileri kaldığında duyarlılık görmek isterler. Yani Türkler öldüğünde önemlidir Türkler için Kürtler öldüğünde Kürtler için önemlidir, Yahudilerin ölümünü bir Yahudi kadar kimse önemseyemez ya da bir fikrin peşinde koşanların peşinden aynı fikrin peşinde koşanlar kadar üzülmez kimse.

Diğerleri diyeceksiniz… Lümpence bir tavırla fok balıklarının katliamını konuşanlar, çiçeklerin soyunun tükendiğini söyleyenlerden bahsedeceksiniz ya da BM barış gönüllülerinden, UNİCEF’ten, “Haydi Kızlar Okula” kampanyalarından… Büyük yalanların maskeleridir onlar. Güçlünün daha güçlü, iktidarın daha iktidar ya da muhalefetin iktidar olma çabası bu örgütlenmeler. Yoksa kimse kendi ölümü dışında hiçbir şeye üzülemez ve hiçbir şeyle savaşamaz bu kadar büyük güçle…

Sana ne kadar üzüldüklerini söyleyecekler sınır komşusu olan ülkedeki katliam için. İnanma! Kendi başına gelme korkusudur o! Sana ne kadar üzüldüklerini söyleyecekler arkadaşları, anneleri, babaları, çocukları öldüğü için… İnanma! Yalnızlık korkusudur o! Sana ne kadar yasta olduklarını söyleyecekler haksız yere ölenler için… İnanma! Sadece haksızlığa uğramak istemezler onlar!

İnsan ki kendine ve etrafa yalan söyleyebilmek ve açık olmamak için konuşmayı seçti. Ne zaman ki bir fikri paylaşır seninle, mesela ölümü çoğunlukla düzden yani alnının kabağından ya da tersten anlatmak derdinde değildir. Senin onun ölümünü yüksek bir duyguyla hatırlaman derdindedir.

Ne kadar çok konuştum boş bir nihayet için. Bilirim ki sen ne söylersem söyleyeyim düşünürsün ölümün hayırlısını kendin için ve gördüğün herkes için… Korkusuz olduğunu söylesen de hayatta kalmak için her şeyi yapsan da yok çaresi ölümün ve fikrinin. Sadece ölüm var ve şekli değil kendisi eşit herkes için.

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Yeni Yılın İlerleyen Günleri arasında

donmuş kadınÖnce kandırılan kadınları düşündüm. Sabah sabah bunu düşünmek iyi gelmedi. Tarih boyunca erkeklerin altına yatan kadınlar sayesinde soyun devam ettiğini görmek daha da sıktı canımı.  Geçer dedim sonra. Soğuk gibi bu da mevsimlik! İçimi ısıtacak birkaç haber bakındım. Zamlar içimin dışıma en yakın noktasını zonklattı. Her an hemoroit adına kararlar verebilir, lazer cerrahisi ile bu dertlerimden kurtulabilirdim. Üstelik yürüyerek girdiğim klinikten yürüyerek çıkabilirdim. Tabii bu noktada doktorun dairesel dönüş halindeki bedenim ve morfin arasındaki korelasyondan para kazanacağını sanıyor olması gerekirdi. Bir hemoroit müdahalesine ancak yirmi günlük morfin dozlarını tek seferde verebilir yani 400 günlük dozu 20 günde bana zerk ederse mümkün olabilirdi. Bu nokta beygir bayıltan olarak çoktan tıp literatürüne girmişti ne de olsa.

holly lightHolly Light için yalvardım Yaratana. Yaradana olarak uluduğumdan yanımdaki yarı farsça bilen yarı Türkçe bilen arkadaşım kelimeyi böldü ikiye. “Yara” olarak alıp ilk kelimeyi acıttı canımı. Dana olarak alıp ikinci kelimeyi daha da acıtacaktı canımı ya Nedim’i çok severmiş saray şairlerinden. Birinci mısrada gömer, ikinci mısrada diriltilmiş adına naat düzdüklerini. “Göz” demekmiş “dana” Farsçada. Oldu mu şimdi “Yaratan” diyerek ululadığın basit bir “yara gözlemcisi.” İnsanların yaralarını gözetleyenlere “Tanrı” diyorlarmış. Aydınlandım. 700-800 yıl öncesi Avrupa’ya çevirdim yüzümü.

Genellikle Türkiye’den bahsederken Avrupa ve Amerika’nın  75 yıl gerisinden geldiğimiz rivayet edilir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti Çakma Aydınları da bunun böyle olmadığını I PHONE 5 ile birlikte ispatlayıp aramızda  teknoloji üretiminden kaynaklanan üretim planlamaları nedeniyle 6 Ay olduğunu bunun da “normal” kabul edilebileceğini söyler. Ne muamma. Kadına seçme seçilme hakkı 1936 yılında verildi ama 20 yüzyılın hangi tarihinde çıplaklığı elinden alındı bilmiyorum. Tekerrürü bilmem ama “Ahlak” her daim memleket!

arda2Dedim ya iyi bir fotoğraf istedim Holly Light’tan  bana “şehrine bak” dedi.  Kutsal Işık tayfına ayrılmıştı benim şehrimde. Bir başka şehirde bu kare taşlanmaya bedelken benim şehrimde bu kare az da olsa olağandı deniz kenarında. Kadifekale’de de normal olduğu sanılırdı ya da Limontepe’de veya Egekent’te. Değildi. Evka 3’te de değildi. Aliağa’da da. Menemen’de de. Foça burnunu biraz çıkardığından yırtardı. Kadın hep ağlardı bu fotoğraflarda. Gökyüzünden akardı yaşı. Fark edilmezdi. Sadece saf ve temiz kimi zaman kutsaldı o yağan. Hiç kadın yaşı olmadı. Sonra anladım ben de. Geride kalmak size gelen çıktıların Avrupa ya da Amerika ile arasındaki zaman farkı ile ilgili değil. Bugün laf çaktığınız ve dünyanın kontrolünü elinde tuttuğuna inandığınız o ırk hani şu lanetlenmiş ırk… Yahudi dölleri… O döllerin hiç bir önemi yok ve hakaret kabul etmiyorlar bu tanımlamayı. Nedeni basit aslında. Ata değil, Anaerkil onlar. Nazım’ın kadınları Orhan Veli’nin kadınları, 7 Kocalı Hürmüz, Saraydaki Hürrem, Asmalı Konaktaki Sümbül bütün kadınlar onlarda. Basit, nizami, pratik.

kanayanNe zaman sokak lambasının altında oturan bir çift görsem, İrlandalı değil Anadolu bağırlı olduğum aklıma geliyor.  Hiçbir ebemkuşağı altında “zenginlik” aramıyorum normal olarak.  Müjde Ar’ın başrolünü oynadığı bir filmle “ebemin kuşağının altından geçerek cinsiyet değiştirebiliyorum ben bu iklimde. Neyin kafasını yaşıyorum belli değil. Belli ki geçiş iklimlerinde ne Paris’in fracalasını yiyebiliyorum ne Şam’ın şekerini. Yine de francala arası şambali kadar naif duruyorum şu hayatta. Darısı başınıza.

Birkaç yüzyıl geriden de gelsem, hatta içim acısa kanasa yandaki resimdeki gibi yine de yüzümü çeviremiyorum bu saçı başı aklı kıçı biribirine karışmış iklimden, topraktan. Belki de başka bir dil bilmediğimden ya da bir başka dilin doğuşuna ve doğusuna tanık olmak mümkün olmadığından. Kim bilir algı bir gün hem doğu hem batı hem kadın hem erkek hem insan hem hayvan için düzelir bu topraklarda. Ama önce DTO ve BTU aynı anda!

Görseller:

1. Fotoğraf : Hasan Erdemir, Stockholm

1. Resim: Holly Light- Hasan Erdemir

2. Fotoğraf: Arda Yavuz, İzmir

2. Resim: Kanayan- Hasan Erdemir 

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogcu bunu beğendi: